Şimdi, toplumları dönüştürmenin ve inşa etmenin zamanı!

Gıda Egemenliği, 1996 yılında düzenlenen Dünya Gıda Zirvesi’nde La Via Campesina ve müttefikleri tarafından dile getirildi. Gıda Egemenliği mücadelesinin 25. yılında, 23 Eylül 2021 tarihli Dünya Gıda Zirvesinde köylüler ve küçük çiftçiler devre dışı bırakılarak Zirve kar odaklı şirketlerin kontrolünde örgütlendi. Bizim adımıza gerçekleştiği lanse edilen ama bizim hareketimizin altını oyan bu Zirveyi çok sayıda toplumsal hareketle bir araya gelerek kınıyor ve boykot ediyoruz.

Konuyla ilgili bileşeni olduğumuz La Via Campesina’nın bildirisini yayınlıyoruz.

Çiftçi Sen Yürütme Kurulu

Gıda Egemenliği için yirmi beş yıllık mücadele:: Çeşitliliğimizi, Direncimizi ve Toplumu Dönüştürme Gücümüzü Kutluyoruz!

2021 yılında, gıda egemenliğini (sağlıklı beslenme, sağlıklı toprak, sağlıklı tohum, agroekoloji vb.) hayata geçirmek ve kapitalist modele direnmeye devam etmek için, köylülerin önderliğindeki 25 yıllık çabaları ve kampanyaları kutluyoruz.

Binlerce yıldır uygulanan, doğayla ve birbiriyle uyumlu bir ilişki kurma yaklaşımı, 1996 yılında düzenlenen Dünya Gıda Zirvesi’nde, La Via Campesina ve müttefikleri tarafından dile getirildi. “Gıda Egemenliği”ni, insanların öncelikle topluluklarının yerel gıda ihtiyaçlarını karşılamak için yerel kaynakları kullanarak ve agroekolojik araçlarla sağlıklı, besleyici, iklimsel ve kültürel olarak uygun gıdaları özerk bir şekilde üretme hakkı olarak tanımladık.

25 yıl önce Roma’da ilk defa dile getirilmesinden bu yana, gıda egemenliği tanımı, birçok savunmasız ve genellikle ihmal edilen kesimlerin çıkarlarını yansıtacak şekilde genişledi. 2007’de, gıda egemenliğinin tanımı genişletildi ve altı temel ilke etrafında yapılandırıldı:

Gıda egemenliği, halkların ekolojik mantık dahilindeki sürdürülebilir yöntemlerle, kültürel olarak uygun, sağlıklı gıda üretme ve kendi gıda, tarım sistemlerini tanımlama hakkıdır. Piyasaların veya şirketlerin talebini değil, gıdayı üretenleri, dağıtanları ve tüketenleri gıda sistemleri ve politikalarının merkezine koyar. Gelecek nesillerin çıkarını ve içerilmesini savunur. Halihazırdaki şirket ticareti ve gıda rejimine direnerek onu parçalayacak bir stratejiyi ve yerel üreticilerin gıda, çiftçilik, göçerlik ve balıkçılık sistemlerini belirlemesine ilişkin yönelimleri sunar… Gıda egemenliği, yerel, ulusal ekonomileri ve piyasaları öncelikli tutar; köylü ve aile çiftçiliğine dayalı tarıma, küçük balıkçılığa, göçerlerin yön verdiği otlatmaya, ve çevresel, sosyal ve ekonomik sürdürülebilirliğe dayalı gıda üretimi, dağıtımı ve tüketimine imkan verir. Gıda egemenliği tüm halklar için adil bir gelirin sağlanmasını güvence altına alan saydam bir ticareti ve tüketicilerin gıda ve beslenme üzerinde kontrol hakkı olmasını destekler. Gıda egemenliği, topraklarımızı,bölgelerimizi, sularımızı, tohumlarımızı, hayvanlarımızı, biyo-çeşitliliğimizi, kullanma ve yönetme hakkının gıdayı üreten ellerde olmasını teminat altına alır. Erkekler, kadınlar, halklar, ırksal gruplar, toplumsal sınıflar ve nesiller arasındaki eşitsizliğin ve ezme-ezilmenin olmadığı yeni toplumsal ilişkileri ifade eder.” (Bkz: https://www.karasaban.net/nyeleni-bildirgesi-ceviri-erhan-kelesoglu/)

Bu nedenle, gıda egemenliğinin kamu politikaları üzerinde geniş kapsamlı etkileri oldu ve Birleşmiş Milletler organları (Gıda ve Tarım Örgütü [FAO], Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu [IFAD], İnsan Hakları Konseyi [UNHRC] gibi birçok kurum ve kuruluş tarafından benimsendi. Bazı hükümetler bunu politikalarına, bazıları ise anayasalarına dahil etmiştir.

Bu büyük atılımlara rağmen, endüstriyel tarımın mimarları bir kez daha, daha yıkıcı ve sömürücü tarım yöntemleri için baskı yapıyor.

ŞİRKETLERİN ELE GEÇİRMESİNE KARŞI, HALKIN ALTERNATİFİ İÇİN HAREKETE GEÇMEK

23 Eylül 2021 BM Gıda Sistemi Zirvesi, COVID-19 salgını ve artan gıda güvensizliğini kullanan şirketlerin, kâr odaklı çıkarlarını zorlamak için ele geçirme çabalarının hızlandığının açık bir örneğidir. BM Gıda Sistemleri Zirvesi’nin organizatörleri, 2019’daki başlangıcından bu yana, Zirve’nin gündemini belirlemede köylü ve yerli hareketlerin rolünü bir kenara bıraktılar.

Sonuç olarak, La Via Campesina, bizim adımıza gerçekleştiği lanse edilen ama bizim hareketimizin altını oyan bu Zirveyi kınamak ve boykot etmek için, çok sayıda başka toplumsal hareketle bir araya geldi.

İSTEDİĞİMİZ GELECEK

Gıda egemenliği ile BM Köylülerin ve Kırsal Alanda Çalışan Diğer Kişilerin Hakları Bildirgesi’nde (UNDROP) ilan edilen hakların uygulanması arasındaki bağlantıyı güçlendirmemiz gerekiyor. Aynı zamanda, ister belirli STK’lar, ister aşırı sağcı güçler, ister hükümetler olsun, kırmızı çizgiyi aşan ve anlamını çarpıtan kullanımlarla farklılıkları teşhir etmek için 1996’dan bu yana bu Gıda Egemenliği hakkında ortaya çıkan farklı yorumları açıklığa kavuşturmak gerekir..

Açlıkla mücadelede yerel gıda sistemlerinin güçlendirilmesi ve gezegenin soğutulması, biyoçeşitliliğin korunması ve köylülerin ve işçilerin haklarına saygının anahtarıdır. COVID 19 salgını, birçok insanı açlıktan kurtaran yerel gıda sistemlerinin önemini ve dayanıklılığını göstermiştir. Halkların ihtiyaçlarını tanıyan, saygınlığını garanti eden ve doğaya saygılı, hayatı kârdan önceleyen ve kurumsal ele geçirmeye direnen, herkes için adil ve insana yakışır gıda sistemine yönelik radikal bir dönüşüm stratejisi için mücadele etmeye devam ediyoruz.

Şimdi, toplumları dönüştürmenin ve inşa etmenin zamanı! !

#GıdaEgemenliğiYoksaGelecekYok #Gelecek25Yıllara

0 Paylaşımlar