Üzüm Üreticisi Arkadaşlar!

Türkiye’nin her yerinde üreticiler ne üretirlerse üretsinler kazanamadıkları gibi zarar ediyorlar. Ürün fiyatları maliyetleri bile karşılayamıyor. Biz üzüm
üreticileri de aynı kaderi paylaşıyor, üretemez duruma düşürülüyoruz. Biz üretemezsek Türkiye önemli bir ihraç ürününü daha kaybedecek. İhracattan bile biz üzüm üreticileri değil, aracılar ve ihracatçı şirketler kazanıyor.
1980 sonrası hükümet olan her parti, IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü, Avrupa Birliği’nin her isteğini yerine getirdi. Tarımsal yapılar dağıtıldı,
çiftçilere verilen destekler yok edildi, destekleme alımlarından vaz geçildi. Küçük çiftçiler ve köylüler istenmez oldu, şirketlerin önü açıldı. Seçim meydanlarında bu aksaklıkların tamamını düzelteceği sözünü vererek iktidara gelen AKP, 19 yıldır aynı politikaları daha bir iştahla uyguladı. Türkiye tarımı daha çok şirketleşirken, küçük çiftçiler ve köylüler topraklarından, mesleklerinden koparak yeni açlar olarak kentlere göç etti.


2020 yılı hasat döneminde Tarım ve Orman Bakanlığı 9 numara kuru üzümü TMO’ya 12,5 TL den aldıracağının sözünü vererek “bu yıl kuru üzüm fiyatını
12.5 TL nin altına düşürmeyeceğiz” dedi Dövizin yükselmesi ihracatçı şirketlerin gelirini TL olarak ekstra artış sağlarken bizim tarımsal girdi
maliyetimizi ise arttırıyor. Geçen yıla göre girdilerin fiyatı bu yıl en az %40-%60 arası arttı, artmaya devam ediyor. Üzüm fiyatları ise sabit kalıyor. 2021 yılı için TMO’nun açıkladığı ve 15 gün sonra alımı kestiği kuru
üzüm alım fiyatı, TUİK’in açıkladığı enflasyon rakamının bile altında, geçen yıla göre artış %4. Verilen fiyattan cesaretlenen tüccar geçen yılın daha
da altında fiyatla kuru üzüm alımları yapıyor. TMO açıkladığı alım fiyatı ile tüccarlar lehine, TARİŞ’i ve piyasayı baskılandırarak, kuru üzüm fiyatlarını
üreticiler aleyhine düşürüyor.


Geçmişte kendi topraklarında üretim yapanlar en zor işlerde, güvencesiz çalışmak zorunda kaldılar. Türkiye tarımı ithalata bağımlı hale geldi. Tüccarlar hiçbir zaman bu fiyattan üzüm almadı, TARİŞ’in alım fiyatları bile birçok kez bu fiyatların altına düştü. TMO ise aldığı kuru üzümü ihracatta kullanmak yerine TARİŞ’e ve tüccara satarak aracı rolünü üstlendi ve
sırtımızdan para kazandı. Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli üreticilere verdiği sözünü yerine getirmedi. Şaraplık üzüm üreten üreticilerin durumu da sofralık üzüm yetiştiren üreticilerden farklı olmadı. Ürettikleri üzümleri işleyip satmaları yasak olduğundan şarap fabrikalarının verdikleri fiyatlara mahkum oldular. 2020-2021 yılı sezonu ise üzümcü için tam bir felaket yılı oldu. Hızlı İklimsel değişiklikler tüm tarımsal ürünlerde olduğu gibi üzüm üretimi açısından da sıkıntılı bir süreç yaşattı. Aşırı sıcak ve mevsimsiz
şiddetli yağışlar ürünlere zarar verdi. Yetmezmiş gibi, sayıları her gün artan madencilik faaliyetlerinin, Termik Santrallerin, Jeotermal Elektrik Santrallerinin (JES’lerin)v.b yarattığı kirlilik sağlığımızı ve
ürünlerimizi tehdit eden asit yağmurları olarak geri dönüyor. Ürünlerimizi koruyabilmek için bağlarımızın üzerlerini plastik örtülerle örterek daha fazla tarım kimyasalı kullanmak zorunda kalmamız, tarım kimyasalları piyasasını ve plastik örtülerin ham maddesi olan petrol kaynaklarını elinde tutan uluslar
arası yabancı şirketlerin kazanmasının yolunu açıyor.


Kuru üzüm alım fiyatlarındaki düşüş sofralık yaş üzüm fiyatlarını da olumsuz yansıyor, tüccarlar fırsatı değerlendirerek alım fiyatını kırıyorlar. Benzer
biçimde Alkol fabrikaları da üzüm fiyatlarını %20-%25 oranında aşağıya çekmiş durumdalar. Tarım ve Orman Bakanı ve diğer yöneticiler ise;
üzüm üreticilerini bu fiyat kurtaracak mı? Borçlarını ödeyebilecek mi? Bu fiyat maliyetlerini kurtaracak mı? Üzüm üretmeye devam edebilecek mi? diye
düşünmeden, sadece sessizce durumu izliyor. Yaşadıklarımız bir kader değildir. Ancak örgütlü olursak, sözümüzü söyleyebilir, sözümüzü
dinletebilir, hakkımızı arayabilir ve alabiliriz. Örgütlü olursak, enerji ve maden yatırımlarıyla topraklarımızı, havamızı, yaşamımızı gasp eden
şirketleri ve bunlara izin veren siyasileri durdurabiliriz. Örgütlü olursak, ürünlerimizi yok pahasına satın alarak emeğimizi sömürmeye
çalışanlara karşı durabiliriz.

Gelin, örgütlenelim!
Gelin, sendikalı olalım!
Gelin, geleceğmiz için söz ve karar sahbi olalım!
Toprak, Onur, Yaşam! Yaşasın Çftçi Sen

0 Paylaşımlar