COP 26: İKLİM ADALETİNE ULAŞMAK İÇİN KÖYLÜ AGROEKOLOJİSİNİ UYGULAYIN, KARBON PİYASALARINI PARİS ANLAŞMASINDAN UZAK TUTUN

Çeviri : Çiğdem Artık

La Via Campasina Güney ve Doğu Afrika Basın Açıklaması

(Morogoro, 5 Kasım 2021)

12 Kasım 2021 tarihinde Glasgow’da gerçekleşen COP26 zirvesinde, La Via Campesina’nın Güney ve Doğu Afrika bölgesi üyeleri (LVC SEAf) olarak bizler, köylü agroekolojisi ve gıda egemenliğinin temel unsurlarının entegrasyonunu talep etmek ve sahte çözümleri Paris Anlaşması’ndan uzak tutmak için bölgesel, kıtasal ve küresel olarak başkaca hareketlerle ve müttefiklerimizle bir araya geldik.

COP26, Paris Anlaşması’ndan bu yana ilk kez ülkelerin bir araya gelerek anlaşmanın tekrardan gözden geçirileceği ve ulusal hedeflerin ne durumda olduğunun gösterileceği bir toplantı. COP26’nın, küresel ısınmanın 1,5°C ile sınırlandırma umudundaki son bir şans olduğuna inanıyoruz.

Mevcut küresel emisyon oranları, gönüllü karbon piyasalarını Paris Anlaşması kuralları kapsamında sınırlama hamlesi, hesap sorulamayan piyasalar ve katı kuralları, birçok ülkede bürokratik altyapı ve düzenleme noksanlığı gibi genel duruma bakarak, zengin ülkelerin tarihsel sorumluluklarını yerine getirmelerini sağlamalı ve emisyonların büyük ölçüde kaynağından düşürülmesine destek olmalıyız. Paris Anlaşması kapsamında taraflarca verilen taahhütler bizi halihazırda 3-5 derecelik feci ısınma yoluna sokmuştur.

Karbon piyasaları için uluslararası kurallar Glasgow’daki müzakere masasında önemli noktalardan birisidir. 6. Madde uyarınca karbon piyasalarının “net sıfır”, “doğa/tabanlı çözümler”, “iklim dostu akıllı tarım” ve diğer sahte çözümlerin bu yıl da Paris Anlaşması’nın bir parçası olduğunu görmekteyiz.

6.2 ve 6.4 no’lu alt maddeler, zengin ülkelerin (halihazırda düşük olan) ulusal hedeflerini daha da düşürmekte ve bu hükümetlere kirletmeye devam etme hakkı vermektedir. Bu da, başta Afrika ülkeleri olmak üzere diğer gelişmekte olan ülkelerdeki denkleştirme çalışmalarının uygulanmada ve masadaki pastadan adil bir dilim alma hakkını ellerinden alacaktır. Bu, kaçınılmaz olarak bizi daha fazla emisyona, daha fazla sıcaklık artışına, devam eden fosil yakıt kullanımına ve onlarca yıllık eylemsizliğe, yanlış eyleme ve kurumsal güç gaspına yönlendirecektir.

Karbon piyasalarının temelindeki kusurlar ve yasal boşluklar; emisyon üst sınırı ve ticareti düzenlemeleri, piyasa temelli şemaların çalışmasını imkansız hale getirmiş, emisyonları azaltmada ve gerçek iklim eylemi sağlamada başarısız olmuştur.

Dünyanın bir yerinde fosil yakıtlar kullanıp karbon salgılayarak ve başka bir yerde de doğal karbon döngülerini denkleştirme amaçlı uygulayarak “denge” sağlanmış olmaz. Ekosistem bu şekilde işlemez.

Dengeleme projelerinin gerçekten başarılı olup olmadığı ve ne kadar karbonun dengelendiğini takip etmenin neredeyse imkansız olduğu kanıtlanmıştır. Bu bir nevi aldatmacadır. Yaratıcı hesaplamalar, kağıt üzerinde her şeyin iyi görünmesini sağlayabilir ancak bilimle pazarlığa oturamazsınız. Karbon ticareti, emisyonları azaltmak yerine artırmıştır.

Şimdiye kadar karbon dengeleme şemalarına dair yasalar, yerli halkların, gençlerin, kadınların ve beyazlar dışındaki halların maruz kaldığı çevre suçları, çatışmaları, kurumsal istismarı, zorla göçü ve gıda egemenliği ve kültürel soykırıma yönelik tehditleri içermekteydi. Karbon dengeleme şemaları, dünyanın dört bir yanındaki kırılgan nüfuslara uygulanan zulümlerden sorumludur ve biz, bu şemaları, bir iklim sömürgecilik biçimi olduğu için reddediyoruz.

6 madde ile ilgili karar kabul edilirse ve karbon piyasaları, bir ülkenin Niyet Edilen Ulusal Olarak Belirlenmiş Katkılarını (NDC) uygulama çabalarının önemli bir parçası haline gelirse, çoğu hükümet ulusal iklim politikalarının çoğunu şirketlerin liderliğindeki şirket temelli yanlış çözüm şemalarına devretmek zorunda kalacaktır. Demokratik karar alma kurumlarımızın (hükümetler ve BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi -UNFCCC), şirketlerce ele geçirilmesi, yeryüzünün yıkımına sebep olan kurumsal çıkarlar, güvenilir ve insan odaklı çözümlerin heba edilmesine sebep olmaktadır.

COVID-19 salgını, insanlar ve çevremiz arasındaki yakın ve hassas bağlara ışık tutmuştur. Gezegenimizi öldüren aynı sürdürülemez seçimler insanları da öldürmektedir. LVC SEAf, tüm ülkeleri COP26’da küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlamak için kararlı bir eyleme çağırıyor. Sadece yapılması gereken doğru bir şey olduğu için değil, aynı zamanda kendi çıkarlarımızı da gözettiği için.

Zengin ülkelerin sorumluluklarını yerine getirmesini ve tüm tarafların iklim çabalarında adil pay almalarını talep ediyoruz. Emisyonları kaynağından azaltan ve bizi daha adil ve eşit bir dünyaya dönüştüren çözümler talep ediyoruz. Gelişmekte olan ülkelerin adil enerji sistemlerine geçiş yapabilmeleri, iklim etkilerine uyum sağlayabilmeleri ve Madde 6.6’da belirtildiği ve Madde 6.8’de piyasa dışı tartışmaların tartışıldığı gibi onarılamaz kayıp ve zararların tazmin edilmesi için zengin ülkelerin gerçek, yedekli ve kamu finansmanı talep ediyoruz. Ayrıca kendi hükümetlerimizden iklimle ilgili kamu politikası süreçlerinin Özgür, Önceden ve Bilgilendirilmiş rıza ilkesine saygı duymasını ve BM Köylü Hakları Bildirgesi’nde belirtildiği gibi kamu şeffaflığı ile demokrasi mekanizmalarını birleştirmesini talep ediyoruz.

Gıda egemenliğinin 25. Yılını kutlarken, COP26’daki anlaşmalar, farklı gıda türlerine, üretim koşullarına, çevreyle emek, yerel ve yerli topluluklar ile çevre arasındaki ilişkiye duyarlı bir şekilde insanları besleyen bir gıda sistemi sağlamaktan uzaktır. Köylü agroekolojisinin geçişin temel direği olduğunu ve piyasa temelli çözümlerin iklim adaletini SAĞLAMAYACAĞINI fark ettik. Kendi köylü deneyimimize dayanarak, Köylü Agroekolojisinin İklim Adaletini Sağlayacağını söylüyoruz!

0 Paylaşımlar