İlk Sendikalaşma çabalarımızın 18.Yılını, Çiftçiler Sendikası’nın (ÇİFTÇİ-SEN) kuruluşunun 2. Yılını kutluyoruz!

Giderek yoksullaşma nedeniyle gıdaya erişiminin zorlaştığı, çiftçilerin artan girdi maliyetleri ve ürün fiyatlarının ithalatla baskılanması nedeniyle üretemediği zor günlerden geçiyoruz. Bu günlerin ilk adımı 24 Ocak 1980 de uygulanmaya konulan liberal politikalarla atıldı, devamında 1999 ve 2001 yılında Dünya Bankası ve IMF’nin dayatmaları ile “Tarımda Yeniden Yapılanma” ve “Tarımda Dönüşüm” programları başlatıldı ve iktidar olan her parti bu programları eksiksiz uyguladı.

Küçük aile tarımı yapan çiftçilerin ayakta kalabilmeleri, üretebilmeleri ancak örgütlenerek mücadele etmekle mümkün olabilirdi. 2001 yılından başlayarak 2003 yılı sonuna kadar ürün bazında üretici kurultayları yapıldı, heyetler seçildi. Her kurultayda seçilen heyetler üzerinden 13 Aralık 2003 yılında Ankara’da Türkiye Üretici kurultayı düzenlendi. O kurultayda alınan kararla heyetler bölgelerinde köy köy dolaştı, 2004 yılından itibaren tütün, üzüm, çay, fındık, zeytin, ayçiçeği, hububat gibi saldırıya ilk maruz kalan ürünlerde sendikalar oluşturuldu. Ürün bazındaki örgütlenmeleri ve mücadeleleri birleştirebilmek, ortak bir mücadele yürütebilmek için, kurulmuş sendikaların ortak görüşüyle Konfederasyon çatısı altında toplanmaya karar verildi. 24 Mayıs 2008 tarihinde Çiftçi- Sen kuruldu. Örgütlenme çalışmaları yapılırken, kapatma davalarıyla uğraşıldığı zor bir dönemdi.

Hukuksal boyutta sürdürülen mücadelelere, örgütlenme çalışmalarına, yapılan eylemlere rağmen IMF ve Dünya Bankası’nın Türkiye tarımı için dayattığı her istek siyasi iktidarlar tarafından yerine getirilerek adım adım uygulandı. Devlet tarımdan el çektirildi. “Tohumculuk Yasası” ile binlerce yılda geliştirdiğimiz tohumlarımız elimizden alındı. Şimdi de, şirketlerin gıda sisteminin önündeki son engelleri ortadan kaldıracak kararlar alınıyor. Artık üretemeyen küçük çiftçiler topraklarını terk ediyor veya sözleşmeli üretimle şirketlere bağlanıyor. Çiftçilere şirketleşmeleri ve şirket gibi kooperatifler kurmaları dayatılıyor. Organize Tarım İhtisas Bölgeleri oluşturuyor. Maden, enerji, inşaat şirketleriyle kırsal alan tahrip ediliyor. Tarımın şirketleştirilmesi, üretimden pazarlamaya gıdanın kontrolünün şirketlere geçmesi hızlandırılıyor.

Şirketlerin gıda sistemi karşısında halkın gıda sistemini inşa etmek, yani Gıda Egemenliği için mücadele etmek, Gıda Egemenliği hareketi oluşturmak ve geliştirmek temel görevimizdir. Örgütlenmemizi gözden geçirerek, bu göreve uygun yeniden şekillendirmek için, ürün bazında kurulmuş bütün sendikaların delegeleri 2020 yılı Şubat’ında bir araya gelerek Çiftçi Sen çatısı altında tek bir sendikada kürsüler biçiminde örgütlenme kararı aldılar. 21 Şubat 2020 de de Çiftçiler Sendikası (ÇİFTÇİ-SEN) kuruldu. Böylece hangi ürünü üretirse üretsin bütün küçük çiftçilerin birlikte örgütlenmesinin yolu açıldı.

Zor bir dönemden geçiyoruz. Gıdayı bir avuç küresel şirketin eline vermek demek, halkların tek tek bireyler olarak bu şirketlere teslim olması demektir. Şirketlerin gıda sistemine teslim olmayacağız. Halkın gıda sistemini kurabilmek için üretmeye, halkımızın sağlıklı gıdaya erişimini sağlayabilmek için örgütlenmeye, mücadele etmeye devam edeceğiz.

Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz!

Yaşasın Gıda Egemenliği Mücadelemiz!

Toprak, Onur, Yaşam !

Yaşasın ÇİFTÇİ-SEN!

0 Paylaşımlar