ŞİRKETLERİN GIDA SİSTEMİNE HAYIR! GIDA EGEMENLİĞİ İSTİYORUZ!  

BM Gıda Sistemleri Sistemleri Zirvesi (UNFSS) 23 Eylül 2021’de NewYork’da düzenleniyor. Dünyanın binden fazla şirketinden oluşan  Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ve müttefikleri Zirvenin tasarımını, yapısını, sürecini ve içeriğini kontrol ediyor. Daha çok alanı şirketlere açarak ekolojik yıkımları hızlandıracak, sömürgeciliği, patriarkayı ve eşitsizlikleri derinleştirecek, dayı şirketlerin kontrol etmesini güçlendirecek bu durum kabul edilemez. Üstelik 23 Eylül sonrası UNFSS’nin meşruluğunu da ortadan kaldıracaktır. 

Bizim çözümlerimiz açıktır. La ViaCampesina’nın Gıda Egemenliği’ni 1996 yılında ilk defa dillendirmesinden bu yana toplumsal hareketler ve sivil toplum olarak; agroekolojiye; küçük üreticilerin, işçilerin, yerli halkların, kadınların, gençlerin, kır-kent topluluklarının hakları ve isteklerine dayanan küresel bir hareket yaratmaya ve topluluk-temelli yönetsel süreçler inşa etmeye çalışıyoruz. Gıda egemenliği mücadelesinin 25. yıldönümündehalkların ihtiyaçlarını tanıyan, onurlarıyla bağdaşan, doğaya saygı duyan, insanları kârın önüne koyan, şirketlerin gıda sistemine direnen, herkes için adil ve onurlu bir gıda sistemine erişmek için kolektif çalışmayla radikal ve dönüştürücü stratejiler etrafındaki birliğimizi ve bunlara bağlılığımızı yeniden ilan ediyoruz. 

GIDA EGEMENLİĞİ, HEMEN ŞİMDİ!  

ÇİFTÇİ-SEN YÜRÜTME KURULU

ŞİRKETLERİN GIDA SİSTEMİNE HAYIR! GIDA EGEMENLİĞİ İSTİYORUZ!  

Devam etmekte olan Covid-19 pandemisi, iklim krizi, artan açlık ve her türlü yetersiz beslenme, ekolojik yıkım ve insan kaynaklı krizler karşısında, bizler1 -toplumsal hareketler, yerli halkların örgütlenmeleri, sivil toplum örgütleri ve akademisyenler olarak- gıda egemenliğine olan bağlılığımızı ifade ediyoruz. Birleşmiş Milletler Gıda Sistemleri Zirvesi (UNFSS) görüntüsünde, gıda sistemlerinin ve gıdanın yönetiminin şirketler tarafından sömürgeleştirilmesini reddediyoruz. 

Endüstriyel gıda sistemleri, küresel gıda tedarik zincirleri ve gıdanın yönetimi üzerinde giderek artan şirket kontrolü iklim krizi, ormansızlaşma, biyoçeşitliliğin azalması, toprak ve okyanusların yok olması, hava ve su kirliliği, açlık, marjinalleşme ve sayısız insan hakları ihlalini de kapsayan; halklarımızın ve gezegenimizin karşı karşıya olduğu, birbiriyle bağlantılı ve çözümsüz sorunların sebebidir. Kaynakların, politika tartışmalarının ve düzenleyici süreçlerin şirketlerin kontrolünde olduğu ekstraktivist kalkınma modeli, 2 milyon insanı yetersiz beslenmeye iten ve ekonomik olarak mahrum bırakan küresel gıda sistemini yarattı.2 Dahası, aşırı-işlenmiş endüstriyel ürünler beslenme yetersizliği, beslenme kaynaklı bulaşıcı olmayan hastalıklar ve obeziteye sebep olmakta. 

Covid-19 pandemisi, bu piyasa merkezli yaklaşımın —ki bu başarısız olmuş model derin güç asimetrileri, ayrıca kamu kurum ve politikalarının kamusal çıkarlara ve en kırılgan kesimlerin ihtiyaçlarına tekabül etmesini sağlayacak politik hesap verme mekanizmalarının yokluğundan dolayı devam etmekte— yapısal kırılganlıklarını ve küresel eşitsizliklerini açığa çıkarmaya devam ediyor. Yerelden uluslararası düzeye, demokratik müzakere ve siyasal uzlaşı oluşturmaya dayanan acil politik önlemlerin ülkeler içinde ve ülkeler arasında artan eşitsizliklere, yapısal eşitsizliklere, toplumsal cinsiyet temelli şiddete ve göçlere çözüm üretmesi gerekiyor. Mevcut statüko dünya nüfusunun büyük çoğunluğu açısından katlanılamaz, gençlik ve gelecek kuşaklar açısından yaşanılamaz haldedir. Devletler, şirketlerin çıkarına hizmet eden ve bu yapısal küresel meseleleri çözmekte başarısız olacak sahte çözümleri desteklemekten, daha fazla kamusal kaynağı harcamaktan, kurumsal otorite gücünü bu yönde kullanmaktan vazgeçmelidir. 

Bu krizle mücadele etmek için hak-temelli bir yaklaşıma ihtiyaç var 

Adil ve sürdürülebilir tek çözüm, şirketleşmiş, küresel gıda sistemlerini derhal durdurmak ve dönüştürmektir. Atılacak ilk adım, devletlerin ve BM kurumlarının insan hakları yükümlülüğünde olan3, insanların yeterli gıdaya erişim haklarını tamamen tanıması, yerine getirmesi ve tatbik etmesidir. Temel bir hak olmasına rağmen yeterli gıdaya erişim hakkı; diğer temel insan haklarına; örneğin sağlık, barınma, güvenli çalışma koşulları, geçinebilecek ücret, sosyal güvenlik, kadın ve LGBTQIA hakları, temiz çevre, müzakere ve politik katılımı da içeren sivil-siyasal haklar gibi, topluca her hangi dönüşüm sürecinin merkezinde olması gereken haklara göre görünmez kalmaktadır. Bu eleştirel hak-temelli yaklaşım etrafında, kamusal gıda politikası ve yönetimi, köylüleri, yerli halkları, balıkçıları, göçerleri, işçileri, topraksızları, orman yerleşimcilerini, tüketicileri, kır ve kent yoksullarını ve bunlar içinde kadınları ve gençleri, yönetim ve politika üretilen masanın merkezine oturtmalıdır. Hükümetler ve bölgesel ve uluslararası kuruluşlar, şirket tarımı sistemini dönüştürmek için bu kesimlerin agroekoloji ve gıda egemenliği politikasını izlemelidir. Gıda sisteminin bu aktörlerini açık ve anlamlı bir şekilde özne olarak görmeyen, insan haklarını tanımayan, herhangi bir diyalog süreci anlamsızdır, kabul etmiyoruz.  

UNFSS: Meşru olmayan çok paydaşlılıkçılık şirket iktidarına yol veriyor 

BM Genel Sekreterliği’nin Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ile imzaladığı kapsamlı anlaşma sonrası başlatmış olduğu 2021 Birleşmiş Milletler Gıda Sistemleri Zirvesi (UNFSS) süreci bu yapısal gereklilikleri yerine getirmekten uzak. Dünyanın en büyük 1000’den fazla şirketinden oluşan WEF ve müttefikleri, Zirve’nin tasarımını, yapısını, sürecini, yönetimini ve içeriğini kontrol ediyor. Büyük çok uluslu şirketler Birleşmiş Milletlerin çok yönlü alanlarına daha çok sızarak, “sürdürülebilirlik” anlatısını pekiştiriyor; sürdürülebilirlik anlatısını dijitalleşme ve biyoteknolojiler yoluyla devam ettirecekleri endüstriyelleşme, kırsal toplumun emeğini ve kaynaklarını sömürme, ulusal-küresel yönetimde şirket iktidarını tekelleştirme yolunda kullanıyorlar. Birleşmiş Milletler Gıda Sistemleri Zirvesi’nin sermaye ve teknoloji odaklı yaklaşımı politik, toplumsal, ekonomik ve ekolojik olarak istikrarsız. Şirketlerin gıda sistemleri ve bu Birleşmiş Milletler etkinliği üzerindeki açık güç dengesizliğini acil olarak işaret etmediğinden dolayı 2021 Birleşmiş Milletler Gıda Sistemleri Zirvesi’ni kınıyor; halkları, toplulukları ve bölgeleri ezmeye ve sömürmeye devam edecek sahte çözümleri reddediyoruz. 

Birleşmiş Milletler Gıda Sistemleri Zirvesi, insan haklarını temel almak yerine, hükümetleri, bireyleri, bölgesel/uluslararası aktörleri, veya şirket temsilcilerini eşit katılımcılar olarak lanse

eden çok paydaşlılığa dayanan bir forumdur. Ancak bu forumun yapısına göre paydaşlar, illaki hak sahipleri olmak durumunda değil. Oysa, halkların ve toplulukların hakları ve egemenlikleri, özel sektörün çıkarlarıyla karıştırılmamalıdır. Dünyadaki gıdanın büyük çoğunluğu küçük çiftçiler ve tarım işçileri tarafından üretilmekte olsa da, bu çok paydaşlı forum süreci, bireysel yapısı itibariyle,  gıda, tarım ve sermaye pazarını kontrol eden az sayıdaki güçlü şirkete çok büyük iktidar sağlamaktadır. UNFSS’nin sözde Bilim Grubu, sorumlu politika üretmenin altını oymaktadır: dar, şirketlerin dayanağı olan anlatıları desteklemekte; agroekoloji, kadim bilgiler ve insan hakları gibi farklı bilgi ve uzmanlık alanlarını dışlamaktadır. Zirve’de çatışan çıkarları düzenleyecek yeterli mekanizmanın olmaması, şirket temelli koalisyonların kendilerini kamu kaynaklarıyla kamu politikalarını uygulayabilecek aktörler pozisyonuna yerleştirmesine yol açmakta, ancak bu süreç kamu kuruluşlarının standardı olması gereken herhangi bir hesap verilebilirlik, yetki ve şeffaflık  mekanizmalarını içermemektedir. 

Sonucunda “Eylem Koalisyonu” olarak adlandırılan, şirketlerle uyumlu, bu yukarıdan, şeffaf olmayan ve eşitsiz tasarımları kabul etmiyoruz. “Oyunu değiştiren çözümler” olarak sunulan sermaye yoğun, patentli teknolojiler ve ürünler de ekolojik açıdan yıkıcı olmanın yanında, ekstaktivizmi, sömürgeciliği, patriarkayı ve eşitsizlikleri derinleştirecek, daha çok alanı şirket yayılımı ve kontrolüne açacaktır.  

UNFSS’nin yönetsel yapısının başarısızlığı ortada. Bir çok “paydaş” süreci terk etmekte, BM üyesi devletler arasında, Zirve’nin 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini sağlamaya yönelik dönüştürücü rolü üzerinde bir uzlaşı sağlanamadı. Bu bağlamda, normatif bir süreç olmayan, yönetsel yapısı meşru olmayan Zirve’nin, Birleşmiş Milletlerin bugüne kadarki en kapsayıcı, çok taraflı, gıda sistemi diyalog kanalı ve politika yapım süreçlerinin meşru ve yetkili gıda yönetim yapısı olan BM Dünya Gıda Güvenliği Komitesi’ne sızma ve bu komitenin altını oyma girişimlerini kabul edilemez buluyoruz. Zirve’nin böyle bir yetkisi bulunmamakta, ayrıca Komite’nin yetki ve reform statüsüne zarar vermektedir. Ayrıca, BM’ye hatırlatmak isteriz ki UNFSS’nin 23 Eylül 2021 tarihi itibariyle herhangi bir yetkisi ve meşruluğu kalmayacaktır. Hükümetlerimizin, BM Dünya Gıda Güvenliği Komitesi’ndeki katılımcılık kurallarında olduğu gibi, çok yönlülüğü savunmasını, hak temelli ve katılımcı politika yapım süreçleri  oluşturmasını, bunlara sivil toplum örgütleri ve toplumsal hareketleri dahil etmesini talep ediyoruz.  

Gıda sistemini dönüştürmek için gıda egemenliği 

Adil ve sağlıklı gıda için mücadele; hakları, bilgileri ve yaşam alanlarını tanımayan ve saygı duymayan biçimde, halkların gerçekliğinden kopartılamaz. Oysa bizim, gıda sistemlerimizin yapısal sorunlarına işaret eden uygulanabilir çözümlerimiz var. Halkların Bağımsız Çözümü’nde ifade ettiğimiz gibi4, gıda sistemlerinin dönüşümü ekolojik ve toplumsal olarak dönüştürücü, feminist bir eşitlik ve adalet bakış açısını öne süren bir karaktere sahip olmalıdır. 1996 yılından beri toplumsal hareketler ve sivil toplum, agroekolojiye dayanan; küçük üreticilerin, işçilerin, yerli halkların, kadınların, gençlerin, kır-kent topluluklarının hakları ve isteklerine dayanan küresel bir hareket ve  topluluk-temelli yönetsel süreçler inşa ediyor.  Gıda egemenliği mücadelesinin 25.  yıl dönümünde, halkların ihtiyaçlarını tanıyan, onurlarıyla bağdaşan, doğaya saygı duyan, insanları kârın önüne koyan, şirket hakimiyetine direnen; herkes için adil ve onurlu bir gıda sistemine erişmek için kolektif çalışma yoluyla radikal ve dönüştürücü stratejiler etrafındaki birliğimizi ve bunlara  bağlılığımızı yeniden ilan ediyoruz.  

GIDA EGEMENLİĞİ, HEMEN ŞİMDİ!  

Deklarasyonu imzalamak için: 

https://forms.gle/qaoE8aPqyaHHNmC87

1 BM Gıda Sistemleri Zirvesi’ne Karşı Halkların Bağımsız Çözümü, köylüler, küçük çiftçiler, kadınlar ve gençlik, yerli halklar, göçerler ve topraksızlar, tarım ve gıda işçileri, balıkçılar, tüketiciler, kentsel gıda güvencesizliği yaşayanlar ve toplumun farklı ilgi alanlarından STKlardan oluşan, yüzlerce uluslararası, bölgesel, ulusal ve yerel örgütü kapsayan bir taban örgütlenmesi sürecidir. Daha fazla bilgi için bkz: foodsystems4people.org

2 Bkz: http://www.fao.org/3/cb4474en/online/cb4474en.html

3 Bkz:http://www.srfood.org/images/stories/pdf/officialreports/20110308_a-hrc-16-49_agroecology_en.pdf ve https://undocs.org/en/A/RES/73/165 (Madde 2, 15 ve 16).

4 Bkz: https://www.foodsystems4people.org/about-2/

0 Paylaşımlar